İsrailli heyet mensupları: 1) İmar Bakanı yardımcısı Eyüp Kara (Necef ve Celile için Kalkınma ve İmar Bakanı Yardımcısı; Başbakan Benjamin Netanyahu’ya en yakın Musevi olmayan kişi; Museviler, Müslümanlar, Hıristiyanlar ve diğer tüm dinler arasında güçlü ve sıcak bir ilişki kurulması hedefine sahip)
2) Haham Yeshayahu Hollander (Kudüs Musevi Hahamlar Meclisi Sanhedrin, Beni Nuh Mahkemesi Başkanı)
3) Haham Ben Abrahamson (Kudüs Musevi Hahamlar Meclisi Sanhedrin’in İslam konusunda danışmanı)
4) Efraim Lahav (Başbakanlık ofisinden kıdemli strateji danışmanı; Kudüs Akademik Biriliği yönetim kurulu başkanı)
5) Dürzi topluluğu lideri Şeyh Ameen Kablan
6) Ortodoks Hıristiyan lider Rahip Hurrian Dimitri
7) Bedevi lider Sn. Ataf Krinawi
8) Samaritlerin lideri Sn. Japhet Tsedaka (Yefet Zadka)
Bediüzzaman Said Nursi, yaşadığı dönem boyunca İslam dünyası ve Müslümanlar adına eşsiz hizmetlerde bulunmuş, yazdığı eserlerle tüm Müslümanlara doğru yolu bulmalarında ışık tutmuştur. Hiç şüphesiz ki bir asrın müceddidi olmuş böylesine büyük bir mütefekkirin Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin gelişini müjdelediği sözleri de aynı şekilde Müslümanlara yol göstermekte ve doğruyu bulmalarına vesile olmaktadır.
Bu belgeselde Bediüzzaman’ın Hz. İsa ve Hz. Mehdi ile ilgili sözleri incelenmektedir.
20. yüzyıl, dünya tarihinin en kanlı devri oldu. İnsanlık bu dönemde ilk kez "dünya savaşı" kavramıyla karşılaştı. I. ve II. Dünya savaşları, geride toplam 65 milyon ölü bıraktı. Bunların yaklaşık yarısı, savaşla hiçbir ilgisi olmayan sivil insanlardı. Küçük çocuklar, savunmasız kadınlar ve yaşlılar acımasızca katledildi... Peki dünya nasıl oldu da bu denli büyük bir cinnete sürüklenebildi? İnsanlar nasıl oldu da göz göre göre, hem kendi milletlerini hem de diğerlerini bir kan dökme kuyusuna attılar? Bu vahşetin ardındaki felsefe neydi?
Bu film, size bu önemli sorunun cevabını anlatmaktadır.
Bu belgesel boyunca sadece bilimsel delillere dayanarak hayatın gerçek kökeni incelenmektedir. Ortaya çıkan sonuç açıkça göstermektedir ki, canlılık Darwinizm'in ve genel olarak materyalist felsefenin iddia ettiği gibi rastlantılarla ortaya çıkmamıştır. Canlı türleri tesadüflerle birbirlerinden evrimleşmemiştir. Aksine, tüm canlılar ayrı ayrı ve kusursuz bir biçimde yaratılmışlardır. Allah, tüm evreni ve içindeki tüm canlıları yoktan yaratmıştır. İnsanı da, o hiçbir şey değilken yaratan ve sayısız özellikle nimetlendiren Allah'tır.
Bu belgeselin hazırlanmasındaki amaç, evrim teorisinin bazı insanların sandıkları ya da göstermeye çalıştıkları gibi "açık bir bilimsel gerçek" olmadığıdır. Aksine, evrim teorisi ile bilimsel bulgular karşılaştırıldığında ortaya çok büyük çelişkiler çıkmaktadır. Evrim teorisi, popülasyon genetiği, karşılaştırmalı anatomi, paleontoloji, moleküler biyoloji ve biyokimyasal sistemler gibi pek çok farklı alanda, tek kelimeyle bir "kriz" içindedir.
Bu belgeselde evrim teorisinin içine düştüğü bu kriz de incelenmektedir. Belki bazı okuyucular, kendilerine her ne anlatılırsa anlatılsın evrim teorisine inanmaktan vazgeçmeyecek bir bakış açısına sahip olabilirler. Ancak yine de bu belgeseli seyretmeleri en azından inanmakta ısrar ettikleri evrim teorisinin bilimsel bulgular karşısındaki gerçek konumunu görmeleri açısından kendilerine yarar sağlayacaktır.
Faşizm, 20. yüzyılda doğmuş ve yayılmış bir ideoloji olarak bilinir.
Oysa gerçekte savaşı ve vahşeti yücelten bu ideolojinin kökeni, antik çağlara, Sparta'ya kadar uzanmaktadır.
Hızlı yayılışı ise I. Dünya Savaşı'nın hemen ardından oldu, Almanya ve İtalya başta olmak üzere, İspanya ve Japonya gibi ülkelerde faşist yönetimler iktidarı ele geçirdiler.
Bu ülkelerin halkları faşizm yüzünden çok büyük acılar çektiler ve korkunç vahşetlere maruz kaldılar.
Kavganın, kaba kuvvetin, saldırganlığın, kan dökücülüğün, şiddetin hakim olduğu bu rejimlerde, başta bulunan faşist diktatör ve yönetici kadrolar, kurdukları milis birlikler ve gizli polis örgütleri ile toplum üzerinde terör estirdiler.
Üstelik faşist ideolojiyi, eğitimden kültüre, dini kurumlardan sanata, devlet yapısından askeri sisteme, polis teşkilatlarından insanların özel yaşamına dek hemen her alana zorla empoze ettiler.
Faşizmin neden olduğu II. Dünya Savaşı ise, insanlık tarihinin en büyük felaketlerinden biri oldu ve ardında 55 milyon ölü bıraktı.
Bu filmde, faşizmin bilinen öyküsünün yanısıra, yeterince vurgulanmayan iki önemli yönünü izleyeceksiniz.
Bunlardan ilki, faşist ideolojinin kökeninin eski putperest kültürlere dayanmasıdır.
Faşizmin bir diğer önemli yönü ise, 19. yüzyıldan bu yana dünya üzerindeki çeşitli çatışmacı ideolojilerin dayanak noktasını oluşturan Darwin'in evrim teorisiyle olan bağıdır.
Yeryüzündeki en mükemmel uçuş makineleri kuşlardır. Bu filmde kuşların havalanma tekniklerini, vücutlarındaki aerodinamik yapıyı, en gelişmiş uçaklardan daha kontrollü uçmalarını sağlayan sistemleri, jet filoları ile aynı dizilimde uçan göçmen kuşları, arı kuşunun keskin kanatlarını, saatte 300 km. hızla pike yapan şahinleri, atletlerden hızlı koşan, yüzücülerden hızlı yüzen kuşları, birbirinden güzel desenlere sahip kuş tüylerini ve kuşlarla ilgili daha birçok mucizevi özelliği görecek ve çok önemli bir gerçeğe tekrar şahit olacaksınız. Bu gerçek, Allah’ın yaratmasının kusursuzluğu ve Allah’ın ilminin her yeri sarıp kuşattığıdır. Bir Kuran ayetinde şöyle buyrulur: "Görmedin mi ki, göklerde ve yerde olanlar ve dizi dizi uçan kuşlar, gerçekten Allah’ı tesbih etmektedir. Her biri, kendi duasını ve tesbihini şüphesiz bilmiştir. Allah onların işlediklerini bilendir." (Nur Suresi, 41)
Yecüc ve Mecüc’ün kim oldukları, ne zaman ve ne şekilde ortaya çıkacakları, özellikleri asırlardır büyük bir merak konusudur.
Yecüc ve Mecüc hakkında bugüne kadar birçok kitap ve makale yazılmıştır. Ancak, şüphesiz ki bu konu hakkında en doğru bilgileri Kuran ayetlerinden, Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi vesellem)’in hadislerinden ve değerli İslam alimlerinin eserlerinden edinebiliriz.
Allah Hz. Süleyman’ı Kendi Katından çok büyük nimetlerle ve üstün ilimlerle desteklemiştir. Ona hiç kimsenin ulaşamayacağı bir mülk, görkemli bir saltanat, eşi ve benzeri görülmemiş bir hakimiyet vermiştir.
Hz. Zülkarneyn de yine kendi döneminde dünya üzerinde hakimiyet kurmuş, üstün bir ilimle toplumları yönetmiş iktidar sahibi bir şahıstır.
Hadislerde, Hz. Süleyman ve Hz. Zülkarneyn dönemlerinde yaşanan dünya hakimiyetinin ahir zamanda bir benzerinin yaşanacağı haber verilmektedir. Bu, Hz. Mehdi dönemidir.
Hadislerde bu olay şöyle bildirilmektedir:
Hz. Mehdi tıpkı Zülkarneyn ve Süleyman gibi dünyaya hükmedecektir. (El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Hz. Mehdiy-il Muntazar, s. 29)
Bu filmin amacı, tüm insanları ahir zamanın bu önemli müjdesi üzerinde düşünmeye ve bunun heyecanını paylaşmaya teşvik etmektir.
Ortaçağ'da Avrupa şiddet, barbarlık ve cehalet karanlığı içindeydi.
711 yılında Müslümanların Endülüs’ü fethetmesi ile birlikte Avupa için yepyeni bir dönem başladı. Endülüs 8 yüzyıl boyunca İslam ülkesi olarak kalacak ve Avrupa’ya İslam’ı tanıtacaktı. Ardından dünyanın en büyük imparatorluklarından biri olarak kabul edilen Osmanlılarla birlikte İslam ahlakı ve kültürü kıta üzerinde büyük gelişmeleri de beraberinde getirdi. Endülüs’le Avrupa’ya giren İslamiyet’in bölgedeki etkisi günümüzde de artarak devam etmektedir. Tüm dünyada olduğu gibi Avrupa'da da İslam hızlı bir yükseliş içerisindedir ve bu yükseliş özellikle birkaç yıldır daha çok dikkat çekmektedir.
İslamiyet'in büyüme hızı ile çeşitli kurumlar veya araştırmacılar tarafından yapılan çalışmalar gelecekte İslam’ın sadece Avrupa’da değil, dünyada hakim olacağını ortaya koymaktadır.
İslam’ın yükselişi dünyanın artık yepyeni bir döneme doğru ilerlediğine işaret etmektedir. Bu yeni dönemde, Allah’ın izni ile, İslamiyet daha da önem kazanacak, Kuran ahlakı insanlar arasında dalga dalga yayılacaktır.
Bu filmde atomun içinde meydana gelen pek çok şaşırtıcı ve mucizevi olayı izleyeceksiniz. Göreceksiniz ki atomlardan meydana gelen bir vücutla havadaki atomları soluyor, besinlerdeki atomları yiyor ve suyun atomlarını içiyorsunuz. Gördükleriniz ise gözünüzdeki atomlara ait elektronların fotonlarla çarpışmasından başka bir şey değil. Peki ya dokunarak hissettikleriniz? Onlar da cildinizdeki atomların eşyalardaki atomları itmesinden ibaret... Atomun yapısı ise son derece kompleks bir denge ve dizayna sahip. Dolayısıyla bu yapıların hiçbiri, Allah’ın varlığını inkar eden materyalist felsefenin iddia ettiği gibi tesadüfen oluşmuş olamaz. Tesadüf ancak karmaşa, bozukluk, düzensizlik ve hata doğurur. Atomdaki muhteşem uyum, düzen ve denge ise, bizlere tüm canlılığın bilinçli ve kusursuz bir yaratılışın ürünü olduğunu göstermektedir. Bu filmde izleyeceğiniz tüm bilimsel gerçekler, inkarcı felsefeyi tartışma götürmez bir biçimde çökertmekte ve canlı-cansız her şeyin kökeninin tesadüf değil, yaratılış olduğunu ispatlamaktadır.
Peygamberimiz (sav)'in ailesiyle ve çevresindeki müminlerle olan ilişkisi, günlük hayatına dair detaylar, dış görünümü, görenleri hayran bırakan heybeti, sevdiği yiyecekler, giyimi ve gülüşü gibi pek çok detay İslam alimleri tarafından "şemail" kelimesiyle ifade edilir. Şemail kelimesi "şimal" kelimesinden türemiştir. Bu kelime "karakter, huy, hal, hareket, davranış ve tavır" gibi anlamlar taşır. Ancak “şemail” kelimesi zaman içinde özelleşmiş ve Peygamber Efendimiz (sav)’in nasıl bir yaşam sürdüğü ile ilgili detayları ve kişisel özelliklerini ifade eden bir terime dönüşmüştür.
Peygamber Efendimiz (sav)’in Ashabı, bu kutlu insanın dış görünümünün güzelliğinden görenleri hayran bırakan heybetine, nurundan duruşuna ve gülüşüne kadar pek çok detay aktarmışlardır.
Peygamberimiz (sav)'in karakterine ve görünüşüne dair aktarılan her detay, onun üstün ahlakının bir yansımasıdır. Peygamber Efendimiz (sav)’in şemailinin anlatıldığı bu belgeselin hazırlanmasındaki amaç ise, onun çeşitli kaynaklarda aktarılan güzel özelliklerini inceleyip, yaşamından günümüze öğütler çıkarmaktır.
Kıyamet günü, dünya hayatının hatta tüm kainatın son günüdür, ama aynı zamanda da ahiretteki sonsuz yaşamın başlangıcıdır. O gün, insanların tümü yeni bir diriliş ile dirilecektir. Dünyadaki yaşamlarında Allah'a ve ahiret gününe inanmış olanlar cennette ağırlanırken, inkar edenler cehenneme sevk edileceklerdir. Bu insanları Allah yolunda güzel amellerde bulunmaya sevk edecek, ahiret inancına yöneltecek ve Allah'a yakınlaşmasına bir yol olacaktır.
Gönderildikleri toplumlar için büyük birer lütuf olan elçiler insanlara doğru yolu göstermiş, onların karanlıklardan aydınlığa çıkmalarına vesile olmuşlardır.
Rabbimiz, kimi zaman elçilerini inkar edenlerin ve müşriklerin tuzaklarından korumak, kimi zaman da insanların imanına vesile olması için bazı peygamberlerine mucizeler lütfetmiştir.
Rabbimiz'in büyük bir nimeti olan bu mucizeler insanlarda çok büyük bir etki oluşturmuştur.
Müminlerin hidayetlerini ve şevklerini daha da artırmış, pek çok kişinin de imanına vesile olmuştur. Allah'ın, üstün ahlakı, her tavrı ve sözüyle insanlara örnek kıldığı mübarek Peygamberimiz (sav) de Allah'ın izniyle, hayatı boyunca insanlara birçok mucize göstermiştir. Bu mucizeler iman edenlerin imanlarını daha da güçlendirecek ve Allah'ın Peygamberimiz (sav)'e indirdiği Yüce kitabı Kuran-ı Kerim'e daha büyük bir şevkle bağlanmalarına vesile olacak birer delildir.
Filmimizin ilk bölümünde, Allah'ın, üstün ahlakı, derin imanı, her türlü davranış ve sözleriyle insanlara örnek kıldığı mübarek Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'in mucizelerinden bir bölümünü izledik.
Filmimizin bu bölümünde ise, karşısında inkarcıların en azgın ve öfkeli insanlarının bulunmasına ve bunların kurdukları birçok tuzağa rağmen Peygamber Efendimiz (sav)'in hiçbir zarar görmeden nasıl mucizevi bir biçimde mücadelesine devam ettiğini göreceksiniz. Ayrıca Peygamber Efendimiz (sav)’in Allah'ın dilemesiyle, birçok konuda kimsenin bilemeyeceği gayb bilgisine sahip olduğuna ve 1400 yıl sonrasında meydana gelecek olayları dahi, adeta o dönemi izlemiş gibi detaylı olarak anlattığına şahit olacaksınız.
Allah'ın varlığı ve büyüklüğü, küçücük bir canlıdan uzaydaki dev galaksilere kadar her yerde görülür.
Bu gerçeği gören ve kavrayan insanlar, samimi olarak inananlardır. Onlar, Allah'tan korkup-sakınır ve hayatlarını, farkına vardıkları bu büyük gerçeğe göre düzenlerler. Allah, insanların yaratılış amacını bir Kuran ayetinde şöyle bildirir:
Ben, cinleri ve insanları yalnızca Bana ibadet etsinler diye yarattım. (Zariyat Suresi, 56)
Müslümanlar, bu ayetin hükmüne göre yaşarlar. Diğerleri ise, Allah'tan "korkup-sakınmayanlar"dır.
Bu insanlar hayatlarının, kim tarafından, nasıl ve neden başlatıldığını gözardı ederler. Kendi zihinlerinde, içinde Allah'a ve O'nun dinine yer olmayan yeni bir hayat kurmaya çalışırlar.
Kuran'da, böyle bir yaşamın boş ve çürük bir temele dayandığı, yıkımla bitmeye mahkum olduğu şu hikmetli benzetmeyle anlatılır:
Binasının temelini, Allah korkusu ve hoşnutluğu üzerine kuran kimse mi hayırlıdır, yoksa binasının temelini göçecek bir yarın kenarına kurup onunla birlikte kendisi de cehennem ateşi içine yuvarlanan kimse mi? Allah, zulmeden bir topluluğa hidayet vermez. (Tevbe Suresi, 109)
Bu filmde, Allah için yaşamanın önemini ve bunun bir insanın tüm hayatını nasıl kapsadığını izleyeceksiniz.
Başkalarından "farklı" ve "orijinal" olmak...
Yaşam tarzıyla, kıyafetiyle, saç şekliyle diğer insanlar arasında ilgi çekmeye çalışmak...
Hemen her dönemde ve her toplumda bu şekilde dikkatleri üzerlerine toplamaya çalışan kişiler ve akımlar ortaya çıkmıştır.
Bu kişi ve akımlar zaman zaman insanların ilgisini çekmeyi de başarmışlardır.
Son yıllarda, Batılı toplumlarda "alışılmışın dışında" yaşam tarzıyla dikkat çeken yeni bir akım görülmekte: "Karma Felsefesi"...
Karma, Hinduizm, Budizm ve Caynizm gibi batıl Doğu dinlerinde çok önemli yer tutan yanlış bir inançtır.
Bu dinler gerçekte batıl öğretilerden,akla ve mantığa aykırı uygulamalardan ibarettir.
Kibirli kişiler tarih boyunca milyonlarca insanı kendileri ile birlikte azaba sürüklemişlerdir.
Günümüzde de kibir sayısız insanı karanlık bir dünyaya çekmektedir.
Bu karanlık dünyada insanlar samimiyetten uzaktır.
Tek hoşlandıkları şey kendilerini övmek, başkaları tarafından övülmek ve ön plana çıkmaktır.
Bulundukları her ortamda en iyi, en güzel, en başarılı kişinin kendileri olduklarına inanırlar. Ve bunu her yolla dışarı vurmaya çalışırlar.
Bu ruh hali bütün davranışlarına yansır.
Bu filmde kibirlenmenin şeytanın en temel karakter özelliği olduğu anlatılmaktadır.
Şeytanın büyüklenmesi ve bundan dolayı Allah'ın rahmetinden kovulması Kuran'da insanlara ibret olarak anlatılmıştır:
Hani Rabbin meleklere: "Gerçekten Ben, çamurdan bir beşer yaratacağım" demişti. "Onu bir biçime sokup, ona Ruhumdan üflediğim zaman siz onun için hemen secdeye kapanın." Meleklerin hepsi topluca secde etti; Yalnız İblis hariç. O büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu. (Allah) Dedi ki: "Ey İblis, iki elimle yarattığıma seni secde etmekten alıkoyan neydi? Büyüklendin mi, yoksa yüksekte olanlardan mı oldun?" Dedi ki: "Ben ondan daha hayırlıyım; sen beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın." (Allah) Dedi ki: "Öyleyse oradan (cennetten) çık, artık sen kovulmuş bulunmaktasın." (Sad Suresi, 71-77)
Müminler Allah'ın her şeyi yarattığını ve insanlara tüm nimetleri verenin Rabbimiz olduğunu bilirler.
Bu nedenle haksız bir büyüklenme içine girmezler.
Verilen nimete, kibirle değil şükürle karşılık verirler.
Yeryüzünde var olan tüm canlılar üremelerinden korunmalarına, beslenme şekillerinden hareket sistemlerine kadar sayısız üstün özelliklerle yaratılmışlardır.
Kimi bir mimar gibi yuvasını inşa eder, kimi bir kimyager gibi düşünerek en ideal ısıtmayı sağlar, kimi ise gerçek bir kamuflaj ustasıdır.
Bu canlıların yaşantıları incelendiğinde ise, hem fiziksel özelliklerinin hem de davranışlarının birbirleriyle ve yaşadıkları ortamla tam bir uyum içinde olduğu görülür.
Bu filmde, canlıların sahip oldukları olağanüstü özelliklerden bir kısmını izleyeceksiniz.
Sayın Adnan Oktar'ın, röportajlarından Yahudiler, Hıristiyanlar ile Müslümanların ortak inanç esaslarına, ibadetlere, ahlaki değerlere ve ortak düşmanlara sahip oldukları Kuran ayetleri, İncil ve Tevrat açıklamaları ışığında anatımlarını içeren bölümler. Sayın Adnan Oktar, Yahudileri, Hıristiyanlar ile Müslümanları, ortak amaçlar doğrultusunda birleşmeye, ateizme, din düşmanlığına ve sosyal ve ahlaki dejenerasyona karşı birlikte mücadeleye ve el ele vererek güzel ahlakı yeryüzüne yaymaya davet etmektedir.
Geride bırakılan yüz milyonlarca evsiz, sakat ve ölü kimse…
İçinde yaşadığımız yeni yüzyılda da dünya genelinde şiddet ve zulüm hüküm sürüyor…
Birçok masum insan, farklı milletlerin arasındaki gerilimler yüzünden acı çekiyor…
Dünyanın dört bir tarafında, insanların çoğu evlerinden dışarı çıkmaya cesaret dahi edemiyor…
Dayanışmanın ve yardımlaşmanın sağlanmasına en çok ihtiyaç duyulan böyle bir dönemde, medeniyetler arasında bir çatışma ortamı oluşturmanın makul karşılanması mümkün değildir.
Medeniyetler arasında doğacak bir çatışmanın insanlık için büyük bir felakete neden olacağı çok açıktır.
Böyle bir felaketin engellenmesinin en önemli yollarından biri, medeniyetler arasında diyaloğun ve iş birliğinin güçlendirilmesinden geçmektedir.
Üstelik bu çok kolaydır. Çünkü İslam ve Batı dünyası arasında, bazılarının iddia ettiği gibi derin farklılıklar yoktur.
Tam tersine -bu belgeselde delilleri ile ortaya koyacağımız üzere- İslam medeniyeti ve Batı medeniyetinin temelini oluşturan Yahudi-Hristiyan kültürü arasında pek çok ortak yön bulunmaktadır.
Bu ortak yönler temel alınarak, dünyadaki sorunlara el birliği ile çözüm bulmak çok kolay olacaktır.
Peygamberimiz (sav)'in ailesiyle ve çevresindeki müminlerle olan ilişkisi, günlük hayatına dair detaylar, dış görünümü, görenleri hayran bırakan heybeti, sevdiği yiyecekler, giyimi ve gülüşü gibi pek çok detay İslam alimleri tarafından "şemail" kelimesiyle ifade edilir. Şemail kelimesi "şimal" kelimesinden türemiştir. Bu kelime "karakter, huy, hal, hareket, davranış ve tavır" gibi anlamlar taşır. Ancak “şemail” kelimesi zaman içinde özelleşmiş ve Peygamber Efendimiz (sav)’in nasıl bir yaşam sürdüğü ile ilgili detayları ve kişisel özelliklerini ifade eden bir terime dönüşmüştür.
Peygamber Efendimiz (sav)’in Ashabı, bu kutlu insanın dış görünümünün güzelliğinden görenleri hayran bırakan heybetine, nurundan duruşuna ve gülüşüne kadar pek çok detay aktarmışlardır.
Peygamberimiz (sav)'in karakterine ve görünüşüne dair aktarılan her detay, onun üstün ahlakının bir yansımasıdır. Peygamber Efendimiz (sav)’in şemailinin anlatıldığı bu belgeselin hazırlanmasındaki amaç ise, onun çeşitli kaynaklarda aktarılan güzel özelliklerini inceleyip, yaşamından günümüze öğütler çıkarmaktır.