Ses, hayatımıza anlam katan en önemli unsurlardan biridir. Bir an için düşünün: sessiz bir dünyada yaşamak nasıl olurdu?
Hemen arkamızdan yaklaşan büyük bir tehlikeyi fark edemezdik. Etrafımızdaki gelişmelerden haberdar olamaz, müzik gibi bir nimeti bilemezdik. Sevdiklerimiz ile iletişim kuramaz, düşüncelerimizi ifade edemez, bildiklerimizi anlatamazdık.
İşitme duyumuzun temeli olan iç kulak ve beyindeki işitme merkezimiz bir santimetre küpten yani bir kesme şekerden bile daha az yer kaplar. Çevremizdeki sesleri duymamızı sağlayan kulağımız son derece karmaşık mekanik, hidrolik ve elektronik yapıları barındıran minyatür bir mühendislik tasarımı gibidir.
Dünya üzerinde gördüğünüz tüm teknolojik ürünler, plan ve projeler bir birikimin sonucudur. Her yeni bina ya da makine öncekilere ait bilgilerin derlenmesi, yenileştirilmesi ve küçük ilavelerle geliştirilmesi ile ortaya çıkar. Oysa kulağın ortaya çıkması, mühendislik bilgisinin çok ötesindedir.
Havadaki başıboş titreşimler değerlendirilerek bir duyu organına kaynaklık yapmaktadır. Bu, benzersiz bir tasarımdır. İşitme sistemimizin ortaya çıkışı ile ilgili yapılabilecek tek bir açıklama vardır: Mühendislik başyapıtı olarak nitelendirilen işitme duyumuz ancak “benzeri olmadan yaratma” ile açıklanabilir. Bu üstün yaratış, yerleri, gökleri ve ikisinin arasındaki her şeyi yaratan Allah’ın yaratmasıdır:
O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri inşa edendir; ne az şükrediyorsunuz? (Müminun Suresi, 78)
Sayın Adnan Oktar’ın 7 ciltten oluşan “Yaratılış Atlası” isimli dev eseri, Fransa’da büyük etki meydana getirdi. Birbirinden kaliteli fotoğraflar içeren bu dev eser, görünümündeki ihtişam ve etkileyiciliğin yanında, Allah’ın üstün yaratışının delillerini sunan ve evrim teorisinin geçersizliğini anlatan bilimsel içeriğiyle de dikkat çekiyor.
Yaratılış Atlası, Fransa’nın, Darwin’in teorisine körü körüne sahip çıkan bir kesiminde, kendi ifadeleri ile "ideolojik bir deprem" etkisi meydana getirdi. Fransa’nın en büyük gazete ve dergileri “Yaratılış Atlası”na dehşet dolu ifadelerle yer verdiler. Le Figaro, L’Express, Le Monde ve La Croix gibi Fransa’nın önde gelen yayınlarında konu “deprem”, “hücum”, “bomba etkisi” gibi dehşet ve panik ifade eden başlıklarla yer aldı. Tüm bu gelişmeler kitabın Fransa’da meydana getirdiği etkiyi ortaya koymaktadır. Çünkü bu kitabın özelliği, Darwinizm’i “hiçbir açık bırakmayacak şekilde” yok etmesi ve cevap verilemez nitelikte olmasıdır.
Yaratılış Atlası’nın ardında Fransa’da oluşan paniğin anlatıldığı bu belgeseli büyük bir ilgi ile izleyeceksiniz.
Firavun ve ordusu sulara nasıl gömüldü? Firavun’un cesedi binlerce yıl nasıl korundu ve günümüze kadar ulaştı? Sapkın Lut kavmi nerede ve nasıl helak oldu? Ebla tabletlerindeki gizli kalmış gerçek neydi? Tüm bu soruların ve daha fazlasının cevapları günümüzde yapılan arkeolojik çalışmalar sonucunda bir bir ortaya çıkmakta... Tarihi kaynaklar ve arkeolojik bulgular, Kuran'da bildirilen haberlerin doğruluğunu bir kez daha gözler önüne sermekte...
Kuran'da geçmiş hakkında bildirilen olayların, günümüzde tarihi kanıtlarla aydınlanması kuşkusuz ki Kuran'ın mucizelerindendir. Geçmiş kavimlerin haberleri Kuran'da birçok ayette haber verilmiştir. Bu kavimlerin yaşadıkları yerler, kendilerine gönderilen elçilere verdikleri tepkiler, elçileri yalanlayanların tarih sahnesinden silinişleri ayetlerde detaylı olarak anlatılmaktadır. Kuran'da anlatılan bu olayların hemen hepsi ise, çağımızda yapılan arşiv araştırmaları ve arkeolojik bulgular sayesinde "görülecek" ve "bilip-tanınacak" hale gelmiştir. Bu filmde son dönemlerde yapılan arkeolojik çalışmaların sonuçlarından bazılarını izleyecek ve tarihi kaynaklarda ortaya çıkan Hak dinin kanıtlarını göreceğiz. Aynı zamanda Yüce Allah'ın Kuran'daki vaadinin tecellilerine şahit olacağız.
"Sonsuzluk" kelimesinden ne anlıyorsunuz? Binlerce yıl..? Milyonlarca yıl..? Yoksa milyarlarca yıl mı? Birçok insan bu sürelerin çok uzun olduğunu, asla sona ermeyeceğini düşünür.Oysa bunlar sonsuzluğu tanımlamaktan çok uzaktır. Çünkü sonsuzluk, hiç bitmeyen, başı ve sonu olmayan bir büyüklüğü ifade eder.Ne var ki, insana göre "sonsuz" olan ve bu yüzden bir insanın asla hesaplamaya güç yetiremeyeceği bu kavram, Allah'ın Katında sona ermiştir.Bizim için sonsuzluk asla ulaşılamayacak bir kavramdır ama Allah Katında sonsuzluk yalnızca tek bir andır… Bu filmde her zaman merak edilen, sonsuzluk, zamansızlık, kader, insanın sonsuz yaşamı gibi konuların açıklamalarını bulacaksınız.
Bir zamanlar, şu an taştan binaların bulunduğu bölgede zenginlik içinde bir yaşam vardı... Burada yaşayanlar gösterişli evlere sahiptiler... Taş işçiliğinde ustaydılar.
Ama onlar bu zenginlikleriyle şımardılar. Bu evlerde sonsuza dek yaşayabileceklerini sandılar. Binalarının onları herşeyden koruyabileceği yanılgısına kapıldılar. Gönderilen elçileri yalanladılar. Hak yoldan yüz çevirdiler. Dağlardan oydukları ihtişamlı evler bugün dahi sapasağlam duruyor fakat... Bugün o insanların hiçbiri yok... Hepsi toprağa karışıp, yok oldular... Binalarını yapmada kullandıkları teknolojileri ve zenginlikleri onları yok olmaktan kurtaramadı... Hem dünyada hem de ahirette kaybedenlerden oldular... Peki Semud Kavmi nasıl helak oldu?
Karbondioksit oranı artıyor, okyanuslar ısınıyor, buzullar eriyor, deniz seviyesi yükseliyor, orman yangınları artıyor, buzul tabakaları parçalanıyor, göller küçülüyor, kurak dönemler uzuyor, ırmaklar kuruyor. Buzullar, eskiye oranla, altı kat hızla okyanuslara kayıyor. Kış sıcaklıkları artıyor, ilkbahar erken geliyor, sonhabar gecikiyor, bitkiler erken çiçek açıyor, göç dönemleri değişiyor, yaşama alanları farklılaşıyor,kıyı şeritleri erozyona uğruyor, mercan resifleri ağarıyor, kar yığınları azalıyor, bulut ormanları kuruyor, hastalıklar yayılıyor, yüksek enlemlerde sıcaklık artıyor. Dünyaya neler oluyor?
Herkes iklim değişikliklerini konuşuyor, medyada hemen her gün bu konuda haberler, araştırmalar yer alıyor. Ancak tüm bu olaylarla ilgili olarak insanların büyük bir çoğunluğunun henüz haberlerinin dahi olmadığı çok daha büyük bir olay var: Ahir zamanda Mesih Deccal'in çıkışı.
Peygamber Efendimiz (sav), ahir zamanda gelecek olan Mesih Deccal'in çıkış alameti olarak, Deccal'in ortaya çıkacağı dönemde yaşanacak büyük bir kuraklığı haber vermiştir. Bilindiği gibi, başta Hz. Mehdi'nin çıkışının alametleri olmak üzere, ahir zamanda meydana geleceği haber verilen pek çok alamet günümüzde peşi sıra gerçekleşmektedir. İklim değişikliği ve büyük kuraklık başlangıcının da, Peygamberimiz (sav)'in aynı dönemde çıkacağını haber verdiği Deccal'in alametlerinden olan kuraklık olması ihtimali çok yüksektir. En doğrusunu Allah bilir.
Geçmişte yaşamış ve helak edilmiş olan tüm kavimler incelendiğinde ortak bazı noktalarının olduğu görülecektir. Bunlar, kendilerine gelen uyarılara rağmen Allah’tan korkmayan, çirkin bir ahlak gösteren, zulüm ve haksızlığı yaşam tarzı edinmiş, yalnızca dünyevi çıkarlarını düşünen insanlardır. Bu tavırlarından dolayı helaka uğrayan kavimlerden biri de Medyen halkıdır. Medyen şehri o dönemde akarsuları, bahçeleri, hurmalıkları ve halkının zenginliğiyle ün salmış bir şehirdi. Ancak, ticari hayatta pek çok farklı yöntem kullanarak hile yapmak bu toplumun genelinde bir alışkanlık haline gelmişti. Yüce Allah, onları iman etmeye ve güzel ahlaka çağırması için Şuayb peygamberi gönderdi. Hz. Şuayb’ın kavmine uyarıları ve bu inkarcı kavmin sonu Kuran’da detaylı olarak anlatılmaktadır. Bu filmde Medyen ve Eyke halklarının özelliklerini ve helak oluşlarını ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.
İsrailoğulları, Kuran'da en çok konusu geçen ve haklarında en çok bilgi verilen kavimdir. Kuran-ı Kerim’in birçok ayetinde İsrailoğulları'nın başlarından geçenler ve bu kavmin genel karakter özellikleri anlatılmaktadır. İsrailoğulları Allah’ın rahmetiyle Firavun’un esaret ve zulmünden kurtulmuş, güvenliğe ve nimete kavuşmuşlardır. Yüce Rabbimiz onlara yemeleri için güzel rızıklar göndermiş, susuzluklarını gidermek için kayalardan su pınarları fışkırtmıştır. Buna karşılık ise içlerinden bir kısmı verdikleri sözü tutmamışlar, Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük etmişlerdir. Bu kimseler, yeryüzünde bozgunculuk çıkararak kendilerine gönderilen bazı peygamberleri öldürmüşler ve Allah’ı unutup putlara tapmaya başlamışlardır.
İsrailoğullarından inkara sapan kimseler, zulüm ve inkarları, mala ve dünya hayatına olan bağlılıkları, kibir, inat ve taassupları nedeniyle tarihin pek çok döneminde çeşitli belalarla karşılık görmüşlerdir.
Öte yandan, Kuran'da haber verildiği gibi, bu kavmin içinde samimiyetle Hz. Musa'ya ve kendilerine gönderilmiş olan elçilere itaat eden, Allah'ı ve elçilerini gönülden seven, onlara karşı içten saygı duyan, kendilerine indirilen hak kitaba uyan samimi insanlar da bulunmaktadır. Bu samimi insanlar, imanlarının ve itaatlerinin karşılığını inşaAllah Allah Katında alacaklardır.
Bu filmde, asıl olarak İsrailoğulları'nın arasında bulunan bazı zayıf imanlı kimselerin tavırlarına ve hatalarına şahid olacağız. Böylece Kuran’da müminlerin sakınmaları bildirilen hatalı tavırları ve çirkin karakter özelliklerini bir kez daha hatırlayıp bunlardan kaçınmak için dua edeceğiz.
İnsanın önünde ortalama altmış-yetmiş yıllık kısa bir ömür vardır. Ve bu ömür tıpkı bir kum saatinde olduğu gibi hiç durmadan akar. Ve her insan ahirete doğru sürekli bir geri sayım içinde yaşar. Dünya, Allah'tan korkup sakınanlarla, O'na nankörlük edenleri ayırt etmek için hazırlanmış bir imtihan yeridir. Bu nedenle insanlar, imanlarının ortaya çıkması için türlü şekillerde denenmektedirler. Sonuçta Allah'ı hakkıyla tanıyıp, takdir edebilenler inkarcılardan ayrılacak ve kurtuluşa ereceklerdir. Kuran'da ahiret hayatı "asıl hayat" olarak bildirilmiştir. Bu ifade, dünya hayatında gerçek sanılan her şeyin, sanılandan çok daha farklı olduğunu ortaya koymaktadır. Dünyada insanların bir ömür boyunca peşinden koştukları metalar, elde etmeye çalıştıkları tüm zenginlikler, ahiret ile kıyaslandığında "asıl" değil "sahte" olandır. Her insan, sonunda Allah'a döndürülecek ve ahirette her şeyin aslıyla karşılaşacaktır.
İçinde bulunduğumuz dönemde, hemen her gün dünyanın çeşitli bölgelerinde deprem, kasırga, yıldırım, sel gibi doğal felaketler yaşanmakta... Bu felaketler, birçok ülkede milyonlarca insanı etkilemekte ve hesaplanamayacak büyüklükte maddi hasarlara yol açmakta... Tüm bu yaşananlar ise akıllara şu soruyu getirmekte: Geçmişe oranla çok daha sık ve birbiri ardınca gerçekleşen bu felaketler, 1400 yıl önce Peygamber Efendimiz (sav) tarafından haber verilen ahir zamanın alametleri midir? Peygamberimiz (sav) hadislerinde ahir zamanı ve özelliklerini detaylı olarak tasvir etmiştir. Peygamberimiz (sav)'in günümüzden yüzyıllar önce ayrıntılarıyla açıkladığı işaretler, içinde bulunduğumuz dönemde birbiri ardınca ve tam olarak hadislerde belirtildiği biçimde gerçekleşmektedir.
Bu filmin amacı, Peygamberimiz (sav)'in ahir zamanla ilgili hadislerinde bildirdiği doğal felaketlerin, günümüzde birer birer gerçekleştiklerini gözler önüne sermektir. Bu vesileyle de, insanlara kıyamet gününün yaklaşarak geldiğini hatırlatmak, o zorlu gün gelmeden önce öğüt alıp düşünmeye sevketmektir.
Yıl 2007... Avrupa halkı Yaratılış Atlası ile ilk defa gerçekleri görme imkanı buldu. Çünkü Yaratılış Atlası evrim teorisinin iddialarını yerle bir eden bir gerçeği, fosil kayıtlarını gözler önüne seriyordu. Birbirinden kaliteli fotoğraflar içeren bu dev eser, görünümündeki ihtişam ve etkileyiciliğin yanında, Allah'ın üstün yaratışının delillerini sunan ve evrim teorisinin geçersizliğini anlatan bilimsel içeriğiyle de dikkat çekti.
Yıl 2008... Dünyanın dört bir yanından Darwinizm’in yıkılış haberleri geliyor! Önde gelen 34 ülkede yapılan kamuoyu araştırmaları, tüm dünyada Yaratılış inancının çığ gibi büyüdüğünü ve evrim teorisinin yok olmaya başladığını gösteriyor!Bununla birlikte pek çok ünlü bilim adamı, tüm canlılığın yaratılmış olduğunu kabul ederek Allah'a yöneliyor. Evrim teorisinin taraftarları günden güne azalıyor. Avrupa halkı dalga dalga Allah’a yöneliyor.
De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Hiç şüphesiz batıl yok olucudur." (İsra Suresi, 81)
Bu belgesel boyunca sadece bilimsel delillere dayanarak hayatın gerçek kökeni incelenmektedir. Ortaya çıkan sonuç açıkça göstermektedir ki, canlılık Darwinizm'in ve genel olarak materyalist felsefenin iddia ettiği gibi rastlantılarla ortaya çıkmamıştır. Canlı türleri tesadüflerle birbirlerinden evrimleşmemiştir. Aksine, tüm canlılar ayrı ayrı ve kusursuz bir biçimde yaratılmışlardır. Allah, tüm evreni ve içindeki tüm canlıları yoktan yaratmıştır. İnsanı da, o hiçbir şey değilken yaratan ve sayısız özellikle nimetlendiren Allah'tır.
Bu belgeselin hazırlanmasındaki amaç, evrim teorisinin bazı insanların sandıkları ya da göstermeye çalıştıkları gibi "açık bir bilimsel gerçek" olmadığıdır. Aksine, evrim teorisi ile bilimsel bulgular karşılaştırıldığında ortaya çok büyük çelişkiler çıkmaktadır. Evrim teorisi, popülasyon genetiği, karşılaştırmalı anatomi, paleontoloji, moleküler biyoloji ve biyokimyasal sistemler gibi pek çok farklı alanda, tek kelimeyle bir "kriz" içindedir.
Bu belgeselde evrim teorisinin içine düştüğü bu kriz de incelenmektedir. Belki bazı okuyucular, kendilerine her ne anlatılırsa anlatılsın evrim teorisine inanmaktan vazgeçmeyecek bir bakış açısına sahip olabilirler. Ancak yine de bu belgeseli seyretmeleri en azından inanmakta ısrar ettikleri evrim teorisinin bilimsel bulgular karşısındaki gerçek konumunu görmeleri açısından kendilerine yarar sağlayacaktır.
Peygamberimiz (sav) hadislerinde ahir zamanda gelecek olan kutlu şahıs Hz. Mehdi’nin gerek fiziksel gerek ahlaki özellikleri hakkında pek çok tanıtıcı bilgi vermiştir. Hz. Mehdi’nin ahlakının, kendi ahlakına benzediğini bildirmiş, onun Allah korkusunu ve güzel ahlakını övmüştür. Peygamber Efendimiz (sav) Hz. Mehdi’nin, insanların dünyada ve ahiretteki kurtuluşlarına vesile olacak çok kıymetli bir kimse olduğunu belirtmiş ve ortaya çıktığında, insanların “kar üzerinde sürünerek de olsa ona uymalarını” bildirmiştir. Allah’ın izniyle Hz. Mehdi’nin zuhuru çok yakındır. Peygamberimiz (sav)'in Hz. Mehdi hakkındaki tasvirleri o kadar detaylı ve açıktır ki, Hz. Mehdi ortaya çıktığında kendisini görenler bu tasvirlerden hemen kendisini tanıyacaklardır.
Bu belgeselde Hz. Mehdi’nin belli başlı bazı fiziksel özellikleri anlatılmaktadır. Bu alametlerden bazıları şunlardır:
Hz. Mehdi, Peygamberimiz (sav)’in soyundan olacak, Hz. Mehdi’nin omzunda “Nübüvvet, (Peygamberlik) mührü”nün bulunacak ve 40 yaşlarında olacaktır.
Hz. Mehdi’nin yüzünün güzel ve nurlu, saçlarının siyah, kaşlarının kavisli, gözlerinin iri, güzel burunlu, parlak dişli, alnının ise açık ve geniş olacağı da hadislerde bildirilmektedir. Ayrıca Hz. Mehdi’nin sakalı siyah, sık ve bol olacak, yanağında da bir ben bulunacaktır. Ten rengi Arabi (kırmızıyla karışık beyaz) olacaktır. Bütün bunların yanısıra hadislerde bildirildiğine göre Hz. Mehdi çok heybetli, orta boylu, iri gövdeli, karnı geniş, güzel yüzlü Beni İsrail görünümlü bir insan olacaktır.
Bediüzzaman Said Nursi, yaşadığı dönem boyunca İslam dünyası ve Müslümanlar adına eşsiz hizmetlerde bulunmuş, yazdığı eserlerle tüm Müslümanlara doğru yolu bulmalarında ışık tutmuştur. Hiç şüphesiz ki bir asrın müceddidi olmuş böylesine büyük bir mütefekkirin Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin gelişini müjdelediği sözleri de aynı şekilde Müslümanlara yol göstermekte ve doğruyu bulmalarına vesile olmaktadır.
Bu belgeselde Bediüzzaman’ın Hz. İsa ve Hz. Mehdi ile ilgili sözleri incelenmektedir.
Adnan Oktar, eserlerinde çok yakın bir gelecekte insanları bekleyen huzur, bolluk ve bereket dönemi olan Altınçağ'ı müjdeliyor.
Peygamber Efendimiz (SAV) hadislerinde, Ahir Zaman'da yaşanacak olan Altınçağ'ın alametlerini ve bu devrin olağanüstü özelliklerini detayları ile bildirmiştir.
10 - 15 YIL İÇERİSİNDE BİR HUZUR VE BARIŞ ÇAĞI GELECEK!
MESİH'İN İNİŞİ KESİN! HZ. MEHDİ'NİN ZUHURU DA KESİN İNŞAALLAH!
İSLAM AHLAKI YERYÜZÜNDE YAYGIN BİÇİMDE YAŞANACAKTIR!
GÖKTEKİ KUŞLAR, DENİZDEKİ BALIKLAK BİLE MEMNUN KALACAK!
Peygamber Efendimiz (sav) hadislerinde kutlu bir dönemin hakim olacağını haber vermiştir. Bu dönemin giderek yaklaşması masonların ve şeytani odakların büyük bir panik yaşamasına yol açıyor. Adnan Oktar eserlerinde İslam ahlakının tüm dünyaya hakim olacağını ve insanları bekleyen müjdeli günleri anlatıyor. Ahir zaman ve masonluk konularında çok sayıda kitap yazmış olan Adnan Oktar'ın tüm eserleri Global Yayıncılıktan ayrıca internet üzerinde www.harunyahya.org adresinden temin edilebilir.